İçeriğe geç
Edirne Link

Gündelik meraklara, burçlara ve küçük keşiflere

Kişisel Gelişim 4 dk okuma

Beklenmedik Bir Soruyla Karşılaşınca Ne Yapmalı?

Hazırlıksız yakalandığınız bir soruda tutukluk yaşamak bilgi eksikliğinden değil, bölünen dikkatten kaynaklanır. Doğaçlama cevabı toparlamanın yolları.

Yazar: Berrin Karaca

Bazı sorular hazırlıklı olduğunuz anda gelmez. Toplantının sonunda, koridorda, iş görüşmesinin ortasında ya da tanıdık bir sohbetin akışında beklenmedik bir soru sorulur ve gözler size döner. O anda bilinen şeyleri bile hatırlamakta zorlanmak yaygındır. Bunun nedeni bilgi eksikliği değil, hazırlıksız yakalanmanın yarattığı ani dikkat kaymasıdır. İyi haber şu ki bu durumu yönetmek, doğuştan gelen bir yetenek değil öğrenilebilir bir düzendir.

İlk Saniyelerde Ne Oluyor?

Beklenmedik bir soru geldiğinde zihin aynı anda iki iş yapmaya çalışır: cevabı bulmak ve nasıl göründüğünü kontrol etmek. İkinci iş birinciyi yavaşlatır. Kişi cevabı ararken bir yandan "aptal görünüyor muyum" sorusunu da işlediği için düşünme alanı daralır. Bu yüzden hazırlıksız yakalananların çoğu, aslında bildikleri bir konuda bile tutuk kalır. Sorun hafızada değil, bölünen dikkattedir.

Bu bölünmeyi azaltmanın en pratik yolu, ilk birkaç saniyeyi cevap üretmeye değil zemin kazanmaya ayırmaktır. Kısa bir sessizlik, bir yudum su, ya da soruyu kendi cümlelerinizle tekrar etmek bu zemini sağlar. Dışarıdan bakan biri için bu saniyeler düşünüyor olmak anlamına gelir; sizin içinse toparlanma süresidir.

Soruyu Tekrar Etmenin Gücü

"Doğru anladıysam, sorduğunuz şey şu..." diye başlamak, birden fazla işi aynı anda çözer. Zaman kazandırır, soruyu netleştirir ve yanlış soruya doğru cevap verme riskini ortadan kaldırır. Ayrıca karşı tarafa dinlendiğini hissettirir. Çoğu beklenmedik soru, aslında birden fazla soruyu içinde barındırır; tekrar ederken hangisine cevap vereceğinizi kendiniz seçmiş olursunuz.

Soru muğlaksa netleştirme istemek zayıflık değildir. "Hangi açıdan soruyorsunuz, maliyet tarafını mı yoksa süreyi mi kastediyorsunuz" gibi bir cümle, hem cevabı odaklar hem de karşı tarafın gerçekten ne merak ettiğini ortaya çıkarır. Deneyimli insanların hazırlıksız durumları rahat karşılamasının nedeni, daha hızlı düşünmeleri değil, doğru soruyu daha erken bulmalarıdır.

Üç Parçalı Basit Bir İskelet

Doğaçlama konuşmak, sıfırdan bir şey uydurmak değildir; hazır bir kalıba içerik yerleştirmektir. En sağlam kalıp üç parçalıdır: durum, görüş, sonuç. Önce meselenin bulunduğu yeri kısaca tarif edersiniz, sonra kendi görüşünüzü tek cümleyle söylersiniz, en sonda bunun ne anlama geldiğini ya da ne yapılması gerektiğini belirtirsiniz. Bu iskelet, konu ne olursa olsun çalışır ve dağınık bir cevabı derli toplu gösterir.

Bu kalıbın en önemli tarafı, sona bir kapanış koymasıdır. Hazırlıksız verilen cevapların çoğu, bitmeden söner; kişi konuşmaya devam eder ve nerede duracağını bilemez. Sonu belli bir cümleyle bitirmek, cevabın tamamını daha güçlü gösterir. "Kısacası şu an bende oluşan görüş bu" demek bile yeterli bir kapanıştır.

Bilmediğinizi Söylemek

Beklenmedik sorunun en zor hâli, cevabı gerçekten bilmediğiniz durumdur. Burada en kötü seçenek, bilgi uydurmak veya laf kalabalığıyla soruyu geçiştirmektir. Karşı taraf çoğu zaman bunu fark eder ve güven kaybı, bilgi eksikliğinden çok daha pahalıdır. "Bunun kesin cevabını şu an bilmiyorum, bakıp size döneceğim" cümlesi kısa vadede rahatsız edici görünse de itibarı korur.

Bilmediğinizi söylerken boş bırakmamak önemlidir. Neyi bildiğinizi, hangi kısımdan emin olduğunuzu ve eksik olanı ne zaman tamamlayacağınızı belirtmek, cevabı boş bir reddetmeye dönüşmekten kurtarır. Bu üçlü, hem dürüstlüğü hem de yetkinliği aynı anda gösterir.

Öncesinde Yapılabilecekler

Hazırlıksız yakalanmayı tamamen önleyemezsiniz ama etkisini küçültebilirsiniz. Gireceğiniz ortamda hangi soruların gelebileceğini önceden düşünmek, bunların üçünü dörtünü zihninizde bir kez cevaplamak, gerçek anda büyük fark yaratır. Sorular birebir aynı gelmese de yakın bölgeden gelir ve zihin bir kez oradan geçmiştir.

Bir diğer hazırlık, kendi görüşünüzü kısa cümlelerle bilmektir. Uzun ve dolambaçlı düşünenler doğaçlamada zorlanır; çünkü cümleyi kurarken kaybolurlar. Bir konuda ne düşündüğünüzü tek cümleyle ifade edebiliyorsanız, ayrıntıyı üzerine eklemek kolaydır. Bu alışkanlık, günlük hayatta okuduğunuz bir metni ya da izlediğiniz bir tartışmayı tek cümleyle özetleyerek geliştirilebilir.

Sonrasını Değerlendirmek

Kötü geçen bir doğaçlamadan sonra en yaygın davranış, olayı defalarca zihinde tekrar oynatmaktır. Bu tekrar öğretici değildir, yalnızca yıpratır. Daha yararlı olan, sadece iki soruya cevap vermektir: hangi kısım iyi gitti ve bir dahaki sefere hangi tek şeyi değiştireceğim. Tek bir değişiklik seçmek, hepsini düzeltmeye çalışmaktan çok daha kalıcı sonuç verir.

Zamanla fark edilen şey şudur: hazırlıksız yakalanmak bir kusur değil, olağan bir durumdur. Karşı taraf da genellikle kusursuz bir cevap beklemez; sakin, dürüst ve anlaşılır bir karşılık bekler. Bu üçünü sağlayan biri, bilgisi eksik olsa bile güven verir. Beklenmedik soru, aslında hazırlığın değil duruşun ölçüldüğü andır.