İçeriğe geç
Edirne Link

Gündelik meraklara, burçlara ve küçük keşiflere

İlişkiler 4 dk okuma

Yeni Bir Şehirde Sosyal Çevre Kurmanın Yolları

Taşındıktan sonra arkadaş edinmek neden zor ve nasıl kolaylaşır? Tekrarlanan karşılaşmalardan net davetlere kadar işe yarayan yöntemler.

Yazar: Berrin Karaca

Yeni bir şehre taşınmanın zor kısmı genellikle sanıldığı gibi eşya taşımak ya da adres değiştirmek değildir. Kutular birkaç haftada boşalır, ev yerleşir, işe gidiş yolu ezberlenir. Asıl boşluk daha sonra, üçüncü ya da dördüncü ayda hissedilir: hafta sonu arayacak kimsenin olmaması, bir şey anlatmak istediğinde telefonun hep aynı iki ismi göstermesi. Sosyal çevre, eşyalar gibi kamyonla taşınmaz; yeniden ve elle kurulması gerekir.

Bu yazıda yeni bir şehirde tanıdık çevre edinmenin işe yarayan yollarını ele alıyoruz. Sürecin ne kadar süreceğine dair beklentiyi doğru kurmak da önemli, çünkü bu dönemde insanın kendi bakış açısı sonucu doğrudan etkiliyor; iyimser olmanın kanıtlanmış faydaları bu tür geçiş dönemlerinde özellikle belirgin hale geliyor.

Beklentiyi doğru kurmak: bu iş zaman alır

Yeni bir şehirde arkadaşlık kurmanın haftalar sürmesini beklemek, en yaygın hayal kırıklığı kaynağıdır. Yakın bir ilişkinin oluşması genellikle aylara, düzenli görüşülen bir çevrenin yerleşmesi ise bir yıla yayılır. Bunu bilmek, ilk aylarda hissedilen yalnızlığı kişisel bir başarısızlık olarak yorumlamayı engeller. Okuldan sonra arkadaşlık kurmanın zorlaşmasının nedeni de karakter değişimi değildir; okul ve üniversite, aynı insanları defalarca ve zorunlu olarak bir araya getiren yapılar sunar. Yetişkinlikte bu yapıyı kendiniz kurmanız gerekir.

Tekrarlanan karşılaşma ilkesi

İnsanlar, tanıdıklık hissi verdikçe birbirine yakınlaşır. Bu yüzden yeni bir çevre kurmanın en güvenilir yolu, aynı insanları düzenli olarak gördüğünüz ortamlara girmektir. Haftada bir kez aynı saatte gidilen bir kurs, spor salonundaki sabit ders saati, mahalle koşu grubu ya da düzenli bir gönüllülük çalışması, tek seferlik etkinliklerden çok daha etkilidir. Büyük bir kalabalıkta bir kez bulunmak yerine, küçük bir grupla on kez bulunmak sonuç verir. Bu yüzden ortam seçerken tek kriter "ilginç" olması değil, "tekrarlanabilir" olmasıdır.

Ortak faaliyet, sohbetten kolaydır

Yanına gidip kendini tanıtmak çoğu insan için zorlayıcıdır. Ortak bir işi birlikte yapmak ise doğal bir konuşma zemini yaratır. Birlikte yürümek, bir şey tamir etmek, aynı takımda oynamak ya da bir organizasyona yardım etmek, karşılıklı oturup sohbet başlatma baskısını ortadan kaldırır. Faaliyet, konuşmanın konusunu da kendiliğinden sağlar. Bu nedenle içine kapanık olduğunu düşünen insanlar için en verimli yol, sohbet ortamları değil uğraş ortamlarıdır.

İlk teması siz kurun

Yeni gelen kişinin en sık yaptığı hata, davet beklemektir. Oysa yerleşik bir çevresi olan insanlar genellikle kimseyi dışlamaz, sadece aklına gelmez. Bu yüzden ilk adımı atmak neredeyse her zaman yeni gelene düşer. İyi haber şu ki bu adım küçük olabilir: iş çıkışı kahve önerisi, aynı yöne giden birine yol arkadaşlığı, sınıftan sonra kısa bir sohbet. Somut ve düşük bahisli teklifler, "bir ara buluşalım" gibi belirsiz cümlelerden çok daha yüksek oranda kabul görür.

Muğlak davetlerden kaçının

"Bir ara görüşelim" cümlesi kibardır ama neredeyse hiçbir zaman görüşmeye dönüşmez. Yerine gün, saat ve yer içeren bir öneri koymak sonucu belirgin biçimde değiştirir. "Cumartesi öğleden sonra şu parkta yürüyeceğim, gelmek ister misin" gibi bir cümle karşı tarafa yalnızca evet ya da hayır demeyi bırakır ve karar vermeyi kolaylaştırır. Reddedilme ihtimali de bu netlikle azalmaz, ama net bir hayır belirsiz bir "olur bir ara"dan daha kullanışlıdır; kime tekrar teklif edeceğinizi öğrenirsiniz.

Mahalleyi tanımak ve yerel bağ kurmak

Sosyal çevre yalnızca arkadaşlardan oluşmaz. Her gün uğradığınız fırıncı, manav, kahveci ya da komşu, şehirde kendinizi yabancı hissetmenizi azaltan zayıf ama değerli bağlardır. Bu tür yüzeysel görünen ilişkiler, aidiyet duygusunu şaşırtıcı biçimde besler. Aynı yerlere düzenli gitmek, isim öğrenmek ve iki cümlelik sohbetler kurmak, bir semtin size ait hissettirmesini hızlandırır. Bu bağlar zamanla iş, ev, tavsiye gibi pratik konularda da işe yarayan bir ağ oluşturur.

Eski bağları da yönetin

Yeni çevre kurmak, eskisini bırakmak anlamına gelmez. Ancak mesafe, ilişkileri kendiliğinden seyreltir. Bunu engellemek için düzenlilik gerekir: haftada bir sabit görüntülü görüşme, ayda bir uzun telefon konuşması ya da yılda bir planlanmış ziyaret. Eski arkadaşlarla temas, yeni şehirde yaşanan zorlukların daha katlanılabilir olmasını sağlar. Yine de dengeye dikkat etmek gerekir; bütün sosyal ihtiyacı uzaktan karşılamak, bulunduğunuz şehirde bağ kurma çabasını farkında olmadan azaltır.

Hayır cevabını doğru okumak

Bu süreçte pek çok teklif reddedilecektir ve bunun büyük bölümü sizinle ilgili değildir. İnsanların programı doludur, çocukları vardır, yorgundurlar. Reddedilmeyi kişisel almamak, çabayı sürdürebilmenin ön koşuludur. Pratik bir yaklaşım, sonuçları tek tek değil toplu değerlendirmektir: on teklifin ikisi kabul görüyorsa bu iyi bir orandır ve iki yeni bağlantı demektir. Aynı kişiye ikinci kez teklif etmek de çoğu zaman doğru bir hamledir; ilk seferde gerçekten meşgul olan biri, ikinci davete sıcak bakar.

Yalnızlığı yönetmek

Geçiş döneminde yalnızlık hissi normaldir ve tamamen kaçınılmaz da değildir, ama yönetilebilir. Günlük rutin kurmak, düzenli hareket etmek, evden çıkmayı gerektiren küçük bir işi programa eklemek bu dönemi belirgin biçimde kolaylaştırır. Şehirdeki keşif gezileri de işe yarar: yeni bir semt, bir pazar, bir yürüyüş rotası. Bu tür küçük hedefler, boş hafta sonlarını dolduran ve şehirle ilişki kuran adımlardır. Süreç uzadıkça ve hiçbir ilerleme hissedilmediğinde profesyonel destek almak da makul bir seçenektir; taşınma, yaşam olayları listesinde sanıldığından daha yüksek sırada yer alan bir değişimdir ve zorlanmak beklenen bir sonuçtur.