İçeriğe geç
Edirne Link

Gündelik meraklara, burçlara ve küçük keşiflere

Hayvanlar 4 dk okuma

Yunuslar birbirine isimle sesleniyor

Her yunusun ömrü boyunca değişmeyen bir imza ıslığı var. Bu kısa melodi, hayvanlar dünyasındaki en isim benzeri seslerden biri.

Yazar: Mert Uysal

Denizin altında ses, ışıktan çok daha uzağa gider. Suyun içinde görüş birkaç on metrede biterken, bir ıslık kilometrelerce ötedeki bir akrabaya ulaşabilir. Yunuslar bu fizik gerçeğini milyonlarca yıl önce keşfetmiş görünüyorlar; çünkü birbirlerini tanımak için gözlerine değil, kulaklarına güveniyorlar. Her yunusun kendine ait, ömrü boyunca değişmeyen bir ses imzası var. Bilim insanlarının "imza ıslığı" dediği bu kısa melodi, hayvanlar dünyasında bildiğimiz en isim benzeri şeylerden biri.

Bir yavru kendi melodisini nasıl seçer

Yunus yavruları doğduktan sonraki ilk aylarında çevrelerindeki seslerin arasında dolaşır, annenin ve sürüdeki diğer bireylerin ıslıklarını dinler. Sonra bu havuzdan kendine ait, başkasınınkine fazla benzemeyen bir kalıp kurar. Yani ismi kendisi seçer. Bir kez oturduktan sonra bu kalıp neredeyse hiç değişmez; on yıllar sonra kaydedilen ıslıklar, gençlik kayıtlarıyla neredeyse aynı çıkar. Frekansın yükselip alçalma deseni kimliği taşır, sesin tonu ya da yüksekliği değil.

Bu ayrım önemlidir. Bir yunus heyecanlıyken ıslığını daha yüksek perdeden, daha hızlı çalabilir; tıpkı bir insanın adını bağırarak da fısıldayarak da söyleyebilmesi gibi. Değişmeyen şey, notaların birbirine göre çizdiği yol. Kayıtları bilgisayarda desen olarak inceleyen araştırmacılar, aynı bireyin farklı ruh hâllerindeki ıslıklarını bu iskelete bakarak eşleştirebiliyor.

Kendi adını söylemek, başkasınınkini çağırmak

Bir yunus sürüden ayrı düştüğünde en sık yaptığı şey kendi ıslığını tekrar tekrar çalmaktır. Bu, kalabalık bir yerde kaybolan birinin adını yüksek sesle söylemesine benzer: "Buradayım, ben buyum." Ama işin asıl şaşırtıcı yanı bundan sonrası. Yunuslar başkalarının imza ıslıklarını da kopyalayabiliyor ve arada bir, tanıdıkları bir bireyin ıslığını onu çağırmak için kullanıyorlar. Bu davranış, hayvan iletişiminde nadir görülen bir şeyin işareti: sesin, o anki duyguyu değil, ortada olmayan belirli bir bireyi temsil etmesi.

Deneylerde bir yunusa, yıllardır görmediği eski bir grup arkadaşının kaydı dinletildiğinde tepki net oluyor: hayvan hoparlöre yaklaşıyor, kendi ıslığıyla karşılık veriyor. Tanımadığı bir bireyin ıslığı çalındığında ise böyle bir ilgi görülmüyor. Bu, uzun süreli sosyal hafızanın kanıtı sayılıyor ve süresi hayli uzun; yirmi yılı aşan ayrılıklardan sonra bile tanıma gerçekleşebiliyor.

İsim neden bu kadar işe yarar

Yunuslar "füzyon-fisyon" denen bir sosyal düzende yaşar. Gruplar sürekli bölünür, birleşir, yeniden karışır. Bir birey gün içinde onlarca farklı arkadaşla yan yana gelebilir. Böyle akışkan bir toplulukta kimin kim olduğunu bilmek hayatta kalmanın parçasıdır: birlikte avlanacağın, tehlikede yardım edeceğin, uzak duracağın bireyler vardır. Yüz yerine sesle tanımak, bulanık ve karanlık suda çok daha güvenilir bir çözümdür.

İmza ıslığı ayrıca annelerle yavruları arasındaki bağı korur. Anne yunus, yavrusunun ilk aylarında ıslığını olağandan çok daha sık çalar; bu, yavrunun sesi öğrenmesine ve kalabalıkta annesini kaybetmemesine yarar. Sonraki yıllarda aynı ses, birbirlerini uzaktan bulmanın kestirme yolu olur.

Sessizliğin bozulması

Bütün bu düzen tek bir şeye dayanıyor: duyulabilmek. Gemi motorları, sonar, deniz altındaki inşaat gürültüsü tam da yunusların kullandığı frekans aralığını dolduruyor. Gürültülü sularda yunusların ıslıklarını daha basit hâle getirdiği, daha yüksek sesle ve daha çok tekrarla çaldığı gözlenmiş durumda. İnsanların gürültülü bir lokantada bağırarak konuşmasına benzeyen bu uyum, kısa vadede işe yarıyor ama iletişimin inceliğini törpülüyor.

Sesin taşıdığı başka bilgiler

İmza ıslığı yunusların tek ses aracı değil. Avlanırken ve çevreyi tararken kullandıkları tıklama serileri tamamen ayrı bir sistemdir; bunlar iletişim için değil, yankıdan harita çıkarmak içindir. Bir yunus tıklamalarını gönderip dönen yankıyı dinleyerek balığın büyüklüğünü, uzaklığını, hatta yönünü hesaplar. Islıklar ise sosyal kanalda çalışır. Aynı hayvan böylece iki farklı ses diline aynı anda hâkimdir: biri dünyayı ölçmek, diğeri toplulukla anlaşmak için.

Araştırmacılar ayrıca ıslık sıklığının duruma göre değiştiğini görüyor. Gruplar birleşirken ıslık trafiği belirgin biçimde artıyor; sanki karşılaşan iki grup önce kimliklerini bildiriyor. Avlanma sırasında ise ses azalıyor, çünkü sessizlik hem avın kaçmasını önlüyor hem de dikkat dağıtmıyor. Bu ayarlama, iletişimin körü körüne değil, bağlama göre yönetildiğini düşündürüyor.

Bir ismi olan hayvan fikri, uzun süre fazla insana özgü bulunduğu için ihtiyatla karşılandı. Bugün elimizdeki kayıtlar, en azından bu deniz memelisi için tablonun sanıldığından karmaşık olduğunu gösteriyor. Yunusların birbirine seslenmesi, dilin ne olduğuna dair sorularımızı da yumuşatıyor: belki de isim vermek, konuşmanın değil, birlikte yaşamanın icadıdır.